<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Annemin Mutfağı</title>
	<atom:link href="http://www.anneminmutfagi.biz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.anneminmutfagi.biz</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Jul 2009 11:07:59 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Merhaba dünya!</title>
		<link>http://www.anneminmutfagi.biz/Merhaba dünya!/</link>
		<comments>http://www.anneminmutfagi.biz/Merhaba dünya!/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 13:39:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://anneminmutfagi.biz/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[WordPress&#8217;e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>WordPress&#8217;e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anneminmutfagi.biz/Merhaba dünya!/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeftali</title>
		<link>http://www.anneminmutfagi.biz/seftali/</link>
		<comments>http://www.anneminmutfagi.biz/seftali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2007 12:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Sözlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukhoca.com/annem/?p=5031</guid>
		<description><![CDATA[Yaz aylarının en sevilen meyvelerinden biri olan şeftali kiraz ve kayısı
gibi gülgiller ailesindendir. Şeftalinin ana vatanının Doğu Asya ve Çin
olduğunu düşünülmektedir. Ülkemizde şeftali yetiştiriciliği birkaç ilimiz
dışında tüm illerde yapılabilmektedir. Şeftali yetiştiriciliğinin yapıldığı
bölgeler içerisinde Marmara Bölgesi başta gelmektedir.
Çin de şeftali uzun yaşam ve ölümsüzlük sembolü olarak görülmüştür. Çin
sanatında çömlek ve porselen dekorasyonunda kullanılmıştır. Avrupa&#8217;ya
İran&#8217;dan İspanyollar tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının en sevilen meyvelerinden biri olan şeftali kiraz ve kayısı<br />
gibi gülgiller ailesindendir. Şeftalinin ana vatanının Doğu Asya ve Çin<br />
olduğunu düşünülmektedir. Ülkemizde şeftali yetiştiriciliği birkaç ilimiz<br />
dışında tüm illerde yapılabilmektedir. Şeftali yetiştiriciliğinin yapıldığı<br />
bölgeler içerisinde Marmara Bölgesi başta gelmektedir.<br />
Çin de şeftali uzun yaşam ve ölümsüzlük sembolü olarak görülmüştür. Çin<br />
sanatında çömlek ve porselen dekorasyonunda kullanılmıştır. Avrupa&#8217;ya<br />
İran&#8217;dan İspanyollar tarafından getirtilmiştir. Romalılar MÖ 1000 yıllarında<br />
bu meyveyi tanımışlardır. Romalılar şeftaliye &#8220;Prunus Persica&#8221; adını<br />
vermişlerdir.<br />
Çekirdeği kolay ayrılana yarma şeftali, ete yapışık olana et şeftalisi<br />
denir. Yarma şeftali genellikle taze meyve olarak tüketilir. Et şeftalisi<br />
ise konserve yapımında kullanılır. Nektarin denilen tüysüz bir çeşidi de<br />
vardır. Çekirdeği tek ve serttir.<br />
Şeftali alırken özellikle hoş kokulu olmasına dikkat edin. Eğer olgun<br />
şeftali alacaksanız hemen tüketin. Olgunlaşmamış şeftalileri evde oda<br />
sıcaklığında bir kese kağıdı içinde 2-3 gün bekletirseniz olgunlaşmalarını<br />
sağlarsınız. Şeftalinin olgunlaştığını dokunduğunuzda yumuşamasından ve hoş kokusundan anlayabilirsiniz.</p>
<p>*Şeftali ağız ve midede salgıyı arttırarak hazma yardım eder. Yemek üzerine<br />
yenilen şeftali hazmın çabuk ve kolay olmasını sağlar.<br />
*Gribe karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir<br />
* Kansere ve kalp krizine karşı koruyucu olan betakaroten açısından da<br />
zengindir. Bir şeftali günlük C vitamini ihtiyacının %50 sini karşılar.<br />
* Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar,<br />
* Sabah aç karnına ve gece yatarken 1-2 olgun şeftali yenir ya da suyu<br />
içilirse İdrar yollarında kum ve taşı döker, yeniden olmasını önler. Bol bol<br />
idrar söktürür ve vücuttaki fazla suyu atar. Antioksidan özelliğiyle toksik<br />
maddelerin vücuda vereceği zararları önler.<br />
*Şeftali çiçeğini kuru yada tazesini 1 litre kaynayan suya 10 gr atın. 10<br />
dakika bekletin. Çay gibi içilirse bağarsaklara yumuşaklık verir öksürüğü<br />
hafifletir.<br />
*Yüz ve boyundaki kırışıklara gece ince şeftali dilimleri konur 10-20 dakika<br />
bekletin şeftali dilimleri alın yıkamadan yatın.<br />
* Sinir sistemi üzerinde olumlu etki yapar, uykusuzluğu giderir<br />
* Gece körlüğünü önleyici özelliğine sahiptir.<br />
*Şeftali ve badem, her ikisi de vitamin-mineral açısından güçlü. Bu tatlıda<br />
savaş beşlisi olarak adlandırılan (A,C, E vitaminleri, çinko ve selenyum<br />
mineralleri) Vücutta A vitaminini oluşturan temel madde olan betakaroten,<br />
şeftalide çok zengin miktarda bulunur kansere, yaşlanmaya karşı koruyan en<br />
güçlü vitamin ve minerallerden dördü de var olduğu söylenir.</p>
<p>Bol Şeftalili Günler!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anneminmutfagi.biz/seftali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon! 2020</title>
		<link>http://www.anneminmutfagi.biz/depresyon-2020/</link>
		<comments>http://www.anneminmutfagi.biz/depresyon-2020/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2007 12:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Araştırmalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukhoca.com/annem/?p=5030</guid>
		<description><![CDATA[Depresyon! 2020&#8242;de ikinci ölüm nedeni
ABD&#8217;li Prof. Dr. Charles Nemeroff, depresyonun ileriki yıllarda dünyadaki en ciddi sorunların başında geleceğini söylüyor. Elde edilen bilimsel verilere göre; genellikle uykusuzlukla başlayan depresyon hali, 2020 yılından itibaren kalp hastalıklarından sonra insanların ikinci ölüm nedeni olacak
Ergenlik çağında yaşanan sorunlar, eşler arasında uyuşmazlık, suistimal, ölüm, işsizlik ve stres; çağımızın hastalığı haline gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Depresyon! 2020&#8242;de ikinci ölüm nedeni</p>
<p>ABD&#8217;li Prof. Dr. Charles Nemeroff, depresyonun ileriki yıllarda dünyadaki en ciddi sorunların başında geleceğini söylüyor. Elde edilen bilimsel verilere göre; genellikle uykusuzlukla başlayan depresyon hali, 2020 yılından itibaren kalp hastalıklarından sonra insanların ikinci ölüm nedeni olacak</p>
<p>Ergenlik çağında yaşanan sorunlar, eşler arasında uyuşmazlık, suistimal, ölüm, işsizlik ve stres; çağımızın hastalığı haline gelen depresyonun en önemli nedenleri. Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Bankası ve Harvard Üniversitesi&#8217;nin araştırmalarına göre; 2020 yılında depresif bozukluklar, kalp hastalıklarından sonra yaşamı ikinci derecede etkileyen hastalık olacak. Dünyanın önde gelen psikiyatristlerinden Amerikalı Prof. Dr. Charles Nemeroff, depresyonda erken tedavinin önemine değinerek, 1960&#8242;lı yıllarda depresyon hastalığındaki başlama yaşı 55 iken; günümüzde 24&#8242;e kadar indiğine dikkat çekiyor. Amerika&#8217;da yayınlanan Neuropsychopharmacology dergisinin genel yayın yönetmeni olan, Ulusal Zihin Sağlığı Enstitüsü Zihin Sağlığı Danışma Konseyi ve NASA Biyomedikal Araştırma Konseyi&#8217;nde görev yapan Nemeroff; depresyon sonucu geçen yıl ABD&#8217;de 11 bin cinayet işlendiğini ve 28 bin intihar vakası görüldüğünü söylüyor.</p>
<p>KADINLAR ÇOK DEPRESİF<br />
Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün depresyonu dünyadaki en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul ettiğini belirten Nemeroff, Dünya Sağlık Örgütü, Harvard Üniversitesi ve Dünya Bankası işbirliğinde depresyon üzerine bir çalışma yapıldığını anlatıyor. Araştırma sonuçlarında depresyonun kişiler için büyük bir engellilik sebebi olarak ortaya çıktığını ifade eden Nemeroff, şöyle konuşuyor: &#8220;Araştırmada hastalığın sebepleri ve ileriye dönük olarak bakıldığında; 2020 yılı itibariyle ortaya çıkacak maluliyet ve engellilik durumu irdelendi. Depresyon büyük bir engellilik nedeni olarak ortaya çıktı. Depresyon ve onunla birlikte gelen intihar, dünya çapında büyük bir sorun. Kalp hastalığı, inme, diyabet ve hatta bazı kanser türlerine bile sebep olabiliyor. Yani depresyon hastası olmak beraberinde diğer ciddi hastalıklara da hassasiyeti getiriyor.&#8221; Depresyonun ergenlik çağı öncesindeki kadın ve erkeklerde görülme sıklığı aynı oranda. Ancak ergenlik sonrası tüm dünyada kadınların erkeklere oranla iki kat daha fazla risk altında olduğu ortaya çıkıyor. Özellikle doğum sonrasında kadınların bir kısmının ciddi depresyona yakalandığını vurgulayan Nemeroff, &#8220;Kadınların yüzde 10&#8242;u doğum sonrasında ciddi depresyona giriyor. Doğum sonrası depresyon bir sendromdur. Kadın gece uyuyamaz ve yemek yiyemez hale gelir. Çocuğu ile duygusal anlamda bir araya gelemez, çocuğunun varlığı onu rahatsız eder ve intiharın hayalini kurar. Hatta çocuğunu şeytan olarak görüp, ona zarar vermeye çalışan kadınlar da vardır&#8221; diye konuşuyor.</p>
<p>MACARİSTAN VE JAPONYA<br />
Depresyonun en çok Japonya ve Macaristan&#8217;da görüldüğünü vurgulayan Nemeroff, Türkiye&#8217;deki depresyon oranının da dünya ortalamalarında olduğunu dile getiriyor. &#8220;Depresyon tedavisi konusunda pek çok yöntem var&#8221; diyen Nemeroff, orta şiddetli depresyonda bilişsel-davranışsal tedavinin çok etkin olduğunu söylüyor. Charles Nemeroff, şöyle konuşuyor: &#8220;Ayrıca belirli antidepresan ilaçları var. Daha ağır depresyon hastalarında hastanede tedavi gerçekleştiriyoruz. Ama depresyon hastaları, genellikle doktora gitmiyor. Örneğin ABD nüfusu için 300 dersek, 300 kişinin sadece yüzde 17&#8217;si depresyon hastası. Bu yüzde 17&#8242;lik kısmın sadece üçte biri doktora başvuruyor. Doktora başvuranların ise sadece yarısına yeterli tedavi uygulanabiliyor.&#8221;</p>
<p>Sabah</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anneminmutfagi.biz/depresyon-2020/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı yaşam için bilinçli spor</title>
		<link>http://www.anneminmutfagi.biz/saglikli-yasam-icin-bilincli-spor/</link>
		<comments>http://www.anneminmutfagi.biz/saglikli-yasam-icin-bilincli-spor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2007 12:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Diğer Bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukhoca.com/annem/?p=5028</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı yaşam için bilinçli spor
Düzenli bir şekilde spor yapmak, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınız açısından son derece yararlı. Ancak sporu düzenli olduğu kadar bilinçli yapmak da önemli. Bu yüzden atacağınız ilk adım vücudunuzu iyi tanımak ve hangi sporun size daha yararlı olduğunu bilmek olmalı.
Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için pek çoğumuz kendi çapımızda önlemler alıyoruz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı yaşam için bilinçli spor</p>
<p>Düzenli bir şekilde spor yapmak, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınız açısından son derece yararlı. Ancak sporu düzenli olduğu kadar bilinçli yapmak da önemli. Bu yüzden atacağınız ilk adım vücudunuzu iyi tanımak ve hangi sporun size daha yararlı olduğunu bilmek olmalı.</p>
<p>Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için pek çoğumuz kendi çapımızda önlemler alıyoruz. Kimimiz dengeli beslenme reçeteleri uyguluyor, kimimiz ise çok düzenli olmasa da spor yapmaya çalışıyor. Ancak spora başlamadan önce, hangi spor dalının size uygun olduğunu bilmeniz gerekiyor. Çünkü bilinçsizce yapılan spor yarardan çok zarar da getirebilir.</p>
<p>Düzenli ve bilinçli yapılan spor, hem ruh hem de fiziksel sağlık açısından son derece yararlı. 30 yaşından itibaren her yetişkinin metabolizması yavaşlamaya başlıyor. 20 ile 50 yaş arası ise %10 kas kaybı yaşanıyor. Tüm bunları engellemenin yolu da hayat boyu düzenli spor yapmaktan geçiyor.</p>
<p>Fakat vücudunuzu iyice tanımadan, herhangi bir risk taşıyıp taşımadığınızı bilmeden kendinize uygun sporu seçmeniz de zor. Bu yüzden spor salonlarında yaptığınız egzersizlere, bisiklet turlarına, tenise, basketbola, voleybola, yüzmeye ve hatta sabah yürüyüşlerine başlamadan önce yaptıracağınız kontroller, sağlık problemlerine sebep olabilecek herhangi bir riske karşı erkenden önlem almanızı sağlayacaktır.</p>
<p>Kalıtımsal faktörler</p>
<p>Uzmanlara göre genç insanlarda spor yaparken görülen yaşam kayıplarının çoğunun altında doğuştan gelen bozukluklar yatıyor. Diğer nedenler arasında ise kalple ve damarla ilgili problemler bulunuyor. Ayrıca dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan geniş kapsamlı araştırmalara göre futbol, basketbol, atletizm gibi spor dallarında aktif olarak bulunan erkekler, daha fazla risk altında. Çünkü kadınlar spor etkinliklerinde erkekler kadar faal değil. Olsalar bile onlar kadar ağır spor yapmıyorlar.</p>
<p>Yapılan araştırmalar, ailesinde ritim bozukluğu gibi kalıtsal rahatsızlıklar bulunan kişilerin, düzenli spor yapmaya başlamadan önce mutlaka bir kardiyolog tarafından incelenmesi gerektiğini gösteriyor. Ancak detaylı incelemelerden sonra kişinin hangi sporu yapıp hangisini yapamayacağına karar veriliyor. Örneğin düzenli spor yapan, ancak ailesinde kalp rahatsızlığı bulunan bir kişide göğüs ya da mide ağrısı, sırt ağrısı, baş dönmesi, düzensiz kalp atışları ve yorgunluk gibi belirtilerin görülmesi, bu kişinin ciddi bir risk taşıdığı anlamına gelebiliyor.</p>
<p>35 yaşından büyük kişilerin spor yaparken karşılaşabileceği çeşitli olumsuzluklar da önem taşıyor. Örneğin 35 yaş ve üzeri gruba dahil olan kişilerde sıkça rastlanan damar sertliğine karşı düzenli egzersiz öneriliyor. Ancak bu noktada doktor kontrolünden geçmek ve rutin kontrollere ek olarak egzersiz EKG�si ve ekokardiografi incelemelerinin yapılması şart.</p>
<p>http://www.lipton.com.tr/tcorner/ayin_konusu.asp</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anneminmutfagi.biz/saglikli-yasam-icin-bilincli-spor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İdrar Yolu Enfeksiyonları,</title>
		<link>http://www.anneminmutfagi.biz/idrar-yolu-enfeksiyonlari-2/</link>
		<comments>http://www.anneminmutfagi.biz/idrar-yolu-enfeksiyonlari-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2007 12:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Diğer Bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukhoca.com/annem/?p=5027</guid>
		<description><![CDATA[Oldukça yaygın bir rahatsızlık olan İdrar yolu enfeksiyonları, idrar torbasının (mesane) basit iltihaplanması veya diğer idrar sistemi organlarının (örneğin böbrekler) daha ileri düzeyde iltihaplanması şeklinde olabilir.
Basit enfeksiyonların nedenleri ve tedavi yöntemleri&#8230;
Basit enfeksiyon ve komplike enfeksiyon nedir ?
Altta yatan başka bir hastalığa bağlı olmayan sadece idrar torbasını içeren iltihaplanmalar �basit enfeksiyon (sistit)� ve bunun dışında kalan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oldukça yaygın bir rahatsızlık olan İdrar yolu enfeksiyonları, idrar torbasının (mesane) basit iltihaplanması veya diğer idrar sistemi organlarının (örneğin böbrekler) daha ileri düzeyde iltihaplanması şeklinde olabilir.</p>
<p>Basit enfeksiyonların nedenleri ve tedavi yöntemleri&#8230;</p>
<p>Basit enfeksiyon ve komplike enfeksiyon nedir ?<br />
Altta yatan başka bir hastalığa bağlı olmayan sadece idrar torbasını içeren iltihaplanmalar �basit enfeksiyon (sistit)� ve bunun dışında kalan tüm idrar yolu iltihapları �komplike enfeksiyon� olarak adlandırılır. Altmış yaşın altındaki erkeklerde tüm idrar yolu enfeksiyonları komplike olarak öngörülür ve altta yatan başka bir hastalık şüphesiyle ileri değerlendirilmeye alınır.</p>
<p>Sistit neden oluşur ?<br />
Altta yatan başka bir hastalığı olmasa da bazı bayanlarda sistit daha kolay gelişir. Sistit gelişiminde bazı faktörlerin etkili olduğu gösterilmiştir.</p>
<p>İdrar kanalının kısalığı<br />
Erkeklere oranla tüm kadınlarda idrar kanalı oldukça kısadır. Böylece dışarıdaki mikropların idrar torbasına ulaşması daha kolay olmaktadır. Sistite neden olan mikropların çoğu kendi makat çevresindeki ve bacak arasındaki mikroplarla aynıdır. Cinsel ilişki esnasında sürtünme hareketine bağlı olarak bu bölgedeki mikroplar vajen ve idrar kanalının ağzına doğru itilirler. Bu yüzden sistit cinsel açıdan aktif olan kadınlarda diğer kadınlara göre daha sık görülür. �Balayı sistiti� olarak adlandırılan rahatsızlığın nedeni de cinsel aktivitenin artmasıdır. İdrar yapmanın temizleyici etkisi: Cinsel ilişkiden hemen sonra idrar yapmayı adet edinen kadınlarda idrarın, idrar kanalına taşınan mikropları temizlemesine bağlı olarak daha seyrek sistit görülür.</p>
<p>Sistit belirtileri nelerdir ?<br />
En sık belirtiler idrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma isteğidir. İdrar yaparken yanma bazı bayanlarda çok şiddetli olabilir. Ateş basit sistitte sık rastlanan bir bulgu değildir. Ateşiniz 38 derece ve üstünde ise hemen doktora başvurmalısınız. Eğer ateş ile beraber böğür ağrısı da varsa böbrek iltihabı şüphesi ile hastaneye yatmanız gerekebilir.</p>
<p>Tedavisi nasıl yapılır ?<br />
Basit sistit tedavisi sıklıkla 3-5 günlük antibiyotik kullanımı ile yapılabilir. Ancak doktorunuzun önerisine göre bu süre uzatılabilir.</p>
<p>Basit sistit tekrarlar mı?<br />
Sistit atakları bayanların çoğunda tekrarlamaz. Tekrarlayan sistit atakları için mutlaka üroloji uzmanına danışılmalı ve gerekirse ileri tetkikler yapılmalıdır.</p>
<p>www.acibademhastanesi.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anneminmutfagi.biz/idrar-yolu-enfeksiyonlari-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nar</title>
		<link>http://www.anneminmutfagi.biz/nar/</link>
		<comments>http://www.anneminmutfagi.biz/nar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2007 12:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Sözlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukhoca.com/annem/?p=5026</guid>
		<description><![CDATA[Nar cenetin meyvesi derdi büyüklerimiz.
Hadîs-i serifte nar meyvesi ,&#8221;İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (Rahman Suresi, 68) �Her narda bir damla cennet suyu vardir.diye geçer.
Canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaçdır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı,içndeki etli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nar cenetin meyvesi derdi büyüklerimiz.</p>
<p>Hadîs-i serifte nar meyvesi ,&#8221;İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (Rahman Suresi, 68) �Her narda bir damla cennet suyu vardir.diye geçer.<br />
Canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaçdır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı,içndeki etli ve bol sulu tohumlu kısmıdır.Avrupa da, tıp alanında hastalıkları tedavi etmek için kullanıldığı bilinir. Anayurdu Asya olan nar ağacı çok eski çağlarda götürüldüğü Kuzey Afrika ve Güney Avrupa da halen yetiştirilmektedir.Genelde Akdeniz kıyılarında görülen narın özellikle Fransa, Kıbrıs, Tunus, İtalya, Türkiye, İspanya ve Arabistan&#8217;da yaygın olarak üretimi yapılır.Türkiye&#8217;de nar üretiminin yarıya yakını Ege, geri kalanı ise Akdeniz bölgesinden sağlanır.</p>
<p>Şarkılarda şiirlerde her an adı geçen bu meyvenin nar tanelerinin bazı toplumlarda yaşam sembolü olduğuna inanılır. Eski Mısır da nar meyvası, din adamları tarafından kutsal sayılmış ve kumaşlrda motif olarak kullanılmıştır. Mimari figürlerde de nar işlemelerine rastlanır.<br />
Dünya Mutfaktğında ve bizim mutfaktakı yerı Özellikle Ege ve Akdaniz bölgesinde nardan nar ekşisi adı verilen bir sıvı elde edilir ve başta salata olmak üzere pek çok yemeğe tatlandırıcı olarak eşlik eder.Güneydoğu bölgesi yemeklerinde nar suyu çok kullanılır. Nar meyvasının taneleri tart ve pasta yapımında, Avrupanın bazı bölgelerinde de çorba ve sosların ana malzemesi olarak Batı mutfaklarında nar; tatlı, tuzlu ve sıcak olarak tüketilir.. Özellikle Fransız mutfağında peynirle birlikte servis edilerek başlangıç olarak sunulur. Ayrıca pasta, tatlı ya da yemeklerin süslemelerinde kullanılır. İçkilerde de nar suyu birçok kokteylin esas maddesidir.Taze olarak meyvası yenen narın suyundan şurup, pekmez ve likör yapılır.</p>
<p>Asırlardır her seye konu olmuş bu meyvenin insan sağlığındaki faydaları da ilim adamları tarafından kanıtlanmıştır.Nar, şifalı bitkiler içinde yer alır<br />
&#8220;Amerikalı bilimadamları, nar suyunun ileride prostat kanseriyle mücadelede kullanılabileceğini kaydettiler .ABD&#8217;deki Wisconsin Üniversitesi&#8217;nde görevli bilimadamı Hasan Mukhtar başkanlığındaki ekip, fareler üzerinde yaptığı araştırmada, farelerin içme suyuna nar suyu kattı. Kanserin ilerleme hızının, nar suyu miktarı artıkça yavaşladığını tespit eden bilimadamları, bundan sonraki deneylerde nar suyunun insanlardaki etkisini araştıracaklarını açıkladılar.Ekibin başkanı Mukhtar, &#8221;Bu sonuçların, narın kansere ve özellikle de prostat kanserine karşı etkin maddeler içerdiğinin kanıtı olduğunu&#8221; ifade etti. Bilimadamları, farelere verilen nar suyu konsantresinin, insanların bir günde içebileceği nar suyuna eşdeğer olduğunu da belirttiler. Antioksidan yönünden zengin olan nar, daha önce yapılan araştırmalarda da ciltteki tümörlerin büyümesini yavaşlatmıştı.&#8221;Ankara, aa</p>
<p>Nar suyundaki antioksidan miktarı, kırmızı şarap, yeşil çay, kızılcık ve portakal suyuna göre 3 kat daha fazla. 1 bardak nar suyu, 2 kadeh kırmızı şarap, 10 bardak yeşil çay ve 4 bardak kızılcık suyu ile aynı seviyede antioksidan madde içerdiği, Narda ayrıca C vitamini, demir ve potasyum var. Narın 100 gr.da 20 mgr. C vitamini bulunduğu Vücuda enerji veren meyvalardan biri olan narın 100 gr.ında 62 kalori var olduğu ayrıca bol miktarda şeker, mineral içerdiği ve potasyum bakımından da zengin olduğu bilim adamları tarafından söylenir.Ağaçın gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit, reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve olkoloidler taşır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılıyor..Narın vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunduğu söylenir. Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir. Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için hazmı kolaydır. Ancak zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca tatlı nar mideyi kuvvetlendirdiği, boğaza ve akciğerlere faydalı olduğu, öksürüğe iyi geldiği, Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalı olduğu idrar söktürdüğü ishali kusmayı kabızlığı kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi geldiği yazılır.<br />
Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip diş etlerine sürüldüğünde diş eti tahrişine iyi gelir. Dolama / tırnak iltihabı ve cerahatli yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin balla birlikte karıştırılarak merhem halinde tatbik edilmesi tavsiye edilir. Nar çiçeği de yaralar için kullanıldığı söylenir.</p>
<p>NOT: Zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir.<br />
Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir.Tabiki her şeyin fazlası zarar olduğuda unutulmamalıdır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anneminmutfagi.biz/nar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domates</title>
		<link>http://www.anneminmutfagi.biz/domates/</link>
		<comments>http://www.anneminmutfagi.biz/domates/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2007 12:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Sözlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukhoca.com/annem/?p=5025</guid>
		<description><![CDATA[Sofraları görüntüsüyle renklendirilen tadıyla damağımıza lezzet katan
Bize güneşten enerji getirdiğini anlatan domates&#8230;&#8230;..
Memleketimizin bol güneşli, bereketli topraklarında yetişen bir yaz sebzesi fakat seralar sayesinde yılın her mevsimi bulmak mümkün hem çiğ hem de pişirilerek yenilen gerçekte meyva olan domatesi sebze olarak kullanıyoruz. İçeriğinde A, B1, B2, C, K vitaminleri, niacin, protein, yağ, karbonhidrat, organik asitler, potasyum, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sofraları görüntüsüyle renklendirilen tadıyla damağımıza lezzet katan<br />
Bize güneşten enerji getirdiğini anlatan domates&#8230;&#8230;..</p>
<p>Memleketimizin bol güneşli, bereketli topraklarında yetişen bir yaz sebzesi fakat seralar sayesinde yılın her mevsimi bulmak mümkün hem çiğ hem de pişirilerek yenilen gerçekte meyva olan domatesi sebze olarak kullanıyoruz. İçeriğinde A, B1, B2, C, K vitaminleri, niacin, protein, yağ, karbonhidrat, organik asitler, potasyum, demir ve pek çok etkin madde bulunmaktadır. vitaminler bakımından bakımından oldukça zengin olan yapısının yüzde doksan yedisi su olan, sağlığa yararı açısından mucize olarak<br />
değerlendirilen domatesin enerji değeride (kalorisi) azdır.<br />
Bize güneşten enerji getirdiğini anlatan kırmızılığını bozmadan, onun bize sağladığı sağlık özelliğinden faydalanabilsek&#8230;. Bugünlerde çok konuşulan �saman gibi domates� cümlesini kullanmamak için enerjisini yine güneşten alarak sofralarımızı süsleyebilse&#8230; Sağlığımıza faydalı olabileceğine inanıyorum.<br />
Domates tüm yemeklerde de bolca tüketilen içersinde bulunan asitlerden dolayı sindirim sistemini kolaylaştıran bir özellik taşır. Domatesin içinde bulunan Likopen cilt hücreleri arasındaki bağları da kuvvetlendirmektedir. Sebze ve meyvelerde doğal olarak bulunan karoten<br />
(carotenoid) ailesine ait bir pigmenttir (hayvan ve bitki dokularına renk veren madde). İnsan vücudu likopen üretemez. Likopen karpuz ve kırmızı<br />
greyfurtta da bulunur. Ancak likopen&#8217;in yüzde 85�i domates ve domates ürünlerinde bulunmaktadır. Domatese ek olarak domates ürünleri de likopen açısından zengindir</p>
<p>Domatesin içerdiği C vitamininden yararlanmak için çiğ olarak tüketin. Likopen maddesi domates piştikçe artıyor ve zeytinyağıyla birlikte yenildiği zaman vücut tarafından daha kolay sindiriliyor.</p>
<p>*C A E vitaminleri içerir zengin bir potasyum kaynağıdır.C vitamini oranı ortalama olarak elmadan ve portakaldan fazladır. İnsanın günlük C vitamini ihtiyacının 60 miligram olduğu dikkate alınırsa, bir domates bunu rahatlıkla karşılamaktadır� diye konuştu. Doç. Dr. Hüseyin Koç.</p>
<p>*Lif bakımından zengin beslenme; kolesterol kan şekeri ve trigliserid dengesine destek olur.</p>
<p>* C vitamini açısından da zengindir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.</p>
<p>*Son yıllarda kanser araştırmalarında adı sıkça geçen ve domatese kırmızı rengini veren bir karoten maddesi. Vücutta gerektiğinde A vitaminine dönüşebiliyor.</p>
<p>*GOPÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Koç, domates salçasının meme kanserinin oluşmasını önlediğine dikkat çekerek, �Domates, kansere karşı korunmada, özellikle kaynatılarak hazırlanan domates salçası, meme kanserinin önlenmesinde, pişirilerek hazırlanan salçanın kadınlarda göğüs kanseri oranını azaltmasında, damar sertliğinin giderilmesinde kullanılır� dedi.</p>
<p>*Domatesin kansere karşı koruyucu bir özelliğe sahip olduğu<br />
söyleniyor.Harvard Üniversitesi�nden bir grup araştırmacı tarafından<br />
yürütülen bir çalışmada karoten�lerle prostat kanseri riski arasındaki ilişki incelenmiştir (Referans3). Bu çalışmalar neticesinde sadece likopen isimli karoten� in bu kanser riskine karşı koruyucu özelliği açıkça<br />
belirlenmiştir. Günlük beslenme kültürlerinde büyük miktarda (6,5 mg/gün veya daha yüksek) likopen alan erkeklerde, daha az likopen alanlara göre<br />
prostat kanseri rsikinin yüzde 21 azaldığı gösterilmiştir. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin, diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma<br />
riskleri az olduğunu belirlemiştir. Pişmiş hatta salça halinde hazırlanan domatesin ise özellikle prostat ve mide kanseri riskini büyük ölçüde ortadan kaldırdığı hatta önleyici ilaç görevini üstlendiği yapılan son<br />
araştırmalarca kanıtlanmıştır bedensel yaşlanmayı yavaşlatıcı özelliğe sahip. Fotokimyasallar bakımından oldukça zengin olduğu yapılan araştırmalarda söyleniyor</p>
<p>*Domates suyunun karaciğerin, dalağın çalışmasını ve kan dolaşımını dengelemesi, sindirimi kolaylaştırmasına yardım ettiği biliniyor.</p>
<p>*Alzheimer hastalığını önlediği, Osteoporoz riskini azaltığı bilinmektedir.</p>
<p>* Domates içersinde likopen maddesi bulunur (likopenin maddesinin çok yararı olduğu gözlemlenmiştir)</p>
<p>*Vücudu kalp hastalıklarına karşı korur</p>
<p>* Gözleri koruyor ve kanı zararlı maddelerden arındırarak dolaşımını kolaylaştırıyor.</p>
<p>*Domates arı sokmasında, vücuda batan diken ve camların çıkarılmasında, nasır ve siğilin temizlenmesinde, sarılık hastalığında, ateş ve güneş yanıklarında yaygın olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>* Asitli bir sebze olması nedeni ile pişme sırasında C vitaminini korumasına yardım eder.</p>
<p>* Sofraları görüntüsüyle renklendirilen tadıyla Damağımıza lezzet katan domatesi kullanırken saklarken dikkat edilecek püf noktaları bilelim.</p>
<p>*Domates uzun süre bekletilirse kokusunu ve tadını yitirir çabuk tüketilmelidir.</p>
<p>*Domatesin çok olgunu ve kırmızı alınmalı (Yeşil kısımları �solanin� içerdiğinden tavsiye edilmiyor. Yeşil domateste antibiyotik özelliği olduğu soylenir.) Sert etli olanları salatalarda olgun olanları rendelenmiş olarak<br />
yemeklerde tüketilmelidir.</p>
<p>*Domatesin çekirdeği ve kabuğu lif açısından zengindir.</p>
<p>*Domatesin kendine has kokusunu istiyorsanız bir saat güneşte bekletin</p>
<p>*Dondurulmuş domatesler zamanla tadını kokusunu yitirdiği için pek tercih edilmez dondurulmuş domates alıyorsanız hemen kullanın.</p>
<p>*Domatesin ekşiliği pişerken içine konulacak bir tutam şekerle daha dengeli ve lezetli olacaktır.</p>
<p>*Domatesin kabuklarını kolayca soyabilmek için Üstünden artı işareti olarak kesin kaynar suda 1-2 dakika tutun kolay soyulduğunu göreceksiniz.</p>
<p>Bu kadar her şeye yararlı domatesi nerelerde kullanabiliriz</p>
<p>*Güne sabahleyin domatesi dilimleyip üzerine bir çay kaşığı zeytinyağı gezdirerek başlıyabilirsiniz.</p>
<p>*Domates, sirke ve tozşekerle hazırlanan acılı ve tatlı bir sos.olarak kullanabilirsiniz.</p>
<p>*Makarna üzerine domates sosu ekleyebilirsiniz</p>
<p>*İçecek olarak daha çok domates suyu içebilirsiniz. Domates susuzluğu en iyi gideren sebzedir. Yaz günlerinde içine tuz karabiber limon suyu domates suyuyla karıştırabilir afiyetle içebilirsiniz ve ikram edebilirsiniz.</p>
<p>*Taze olarak yenildiği gibi salça, konserve turşu, reçel, ketçap şeklinde de değerlendirilmektedir. Hepimizin bildiği gibi yemeklerimizde rahatlıkla kullanabiliyoruz.</p>
<p>*Domatesin Soğan biber,kekik sarımsak adaçayı vs gibi kaynaşma özelliği vardır.</p>
<p>*Bir bardak domates suyuna bir adet çiğ yumurta kırın, Cystein adlı bir tür protein içeren bu karışım vücuttaki zehirli maddelerin bir an önce dışarı atılmasını sağlar.</p>
<p>*Yüze maske olarak kullanılan domatesin cildin canli görünmesinde etkin yararı vardır. Maske yüze sürüldükten sonra en az yirmi dakika bekletilmeli sonra yüz yıkanmalıdır.</p>
<p>*CİLDİ CANLANDIRICI MASKE : iki domatesi fırında pişirin,kabuklarını soyun miksere koyun, yumurta sarısı ,bir kaşık badem yağı, yarım fincan süt ve<br />
şeftali suyu ilave edilerek karıştırın. Bir kaba boşaltın beş dakika kısık ateşte tutulduktan sonra indirin Süzme bal karıştırıln yüzünüze maske olarak uygulayın maden suyu ile yıkayın.</p>
<p>SİVİLCE VE KIRIŞIKLIKLAR İÇİN: İki tutam kurtulmuş düğün otu, bir tutam kabak çekirdeği toz haline getirilir. Ezilen kavunla birlikte iyice karıştırılarak lapa yapılır. Elde edilen lapaya bir fincan domates suyu ve bir çorba kaşığı badem yağı eklenilir. Yüzde 20 dakika tutularak maden suyu ile yıkanır. Sivilcelerin ve kırışıklıkların giderilmesinde etkinlik sağlar. Aynı zamanda şampuan olarak da kullanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anneminmutfagi.biz/domates/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enginar</title>
		<link>http://www.anneminmutfagi.biz/enginar/</link>
		<comments>http://www.anneminmutfagi.biz/enginar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2007 12:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Sözlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukhoca.com/annem/?p=5024</guid>
		<description><![CDATA[Enginar Eski çağlarda her derde deva olarak kabul edilen, ilaç niyetine tüketilen Mineral ve vitamin bolluğu açısından zengin bir sebze&#8230;.
Ülkemizde de bol miktarda yetişen enginarın yerli çeşitlerinden başka Bayrampaşa, Darıca, Sakız enginarları sayabilir. Ağırlıklı olarak Ege&#8217;de yetişen enginarın küçük göbek ve geniş çanaklı tipleri bulunuyor. Büyük kentlerde enginarların Bayrampaşa olarak adlandırılan olgunlaşmış geniş çanaklı tipi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Enginar Eski çağlarda her derde deva olarak kabul edilen, ilaç niyetine tüketilen Mineral ve vitamin bolluğu açısından zengin bir sebze&#8230;.<br />
Ülkemizde de bol miktarda yetişen enginarın yerli çeşitlerinden başka Bayrampaşa, Darıca, Sakız enginarları sayabilir. Ağırlıklı olarak Ege&#8217;de yetişen enginarın küçük göbek ve geniş çanaklı tipleri bulunuyor. Büyük kentlerde enginarların Bayrampaşa olarak adlandırılan olgunlaşmış geniş çanaklı tipi, ayıklanmış ve soyulmuş halde satılıyor. Türkiye&#8217;de enginar en çok zeytinyağlı olarak tüketiliyor. Ege bölgesinde enginar çoğunlukla çok tazeyken kabukları ile pişiriliyor. Bu körpe kabuklar da yeniyor. Diğer bir şekli de bebek enginar olarak tümünün pişirilmesi. Ama bu hali ülkemizde hemen hemen hiç kullanılmıyor. Bazı ülkelerde ateşin közünde bütün olarak pişiriliyor. Doğu Akdeniz ve Afrika kıyılarında özellikle etli çeşitleri de mutfaklarda yer alıyor. Batı Akdeniz ve Avrupa&#8217;nın iç kesimlerinde ise çoğunlukla küçük ve körpe enginarların konservesi yapılıyor, salata ve garnitür olarak tüketiliyor.</p>
<p>Karaciğerin ve kalbin büyük dostu olan bu enginarı doya doya mevsiminde yemek gerekir diye düşünüyorum. Yemeğini yapması aslında çok zor olmayan bu sebze için bir takım küçük ayrıntılara dikkat edilirse çok lezzetli olduğunu görebiliriz.<br />
Bizde en çok Ege bölgesinde bilinen bu sebze aslında Akdeniz ülkelerinin tümünde pişiriliyor. Satın alırken olabildiğince küçük olanları seçmenizi öneririm. Enginarın çanağı küçüldükçe içindeki kılçıklar azalıyor. Enginarı soyulmuş olarak alıyorsanız satıcının soyulmuş enginarları limonla ovması ve yine limonlu su dolu bir torbaya koyması gerekir. Hemen limonlu su dolu bir kaba atmak kararmaması için gereklidir. Piştikten sonra da üzerine biraz dereotu serpmek unutulmaması gerekenlerdendir. İsteğe bağlı olarak enginarin taze sap kısımları içine doğranırsa değişik bir tat verir.</p>
<p>Bol miktarda potasyum, kalsiyum ve manganezden başka A, B1 ve C vitaminleri içeren enginarın en büyük özelliği karaciğeri temizlemesi ve safranın kolay akışını sağlaması. Romatizmalılara salık verilen enginar, unlu yiyeceklerin sindirimini kolaylaştırdığı gibi idrar söktürücü özelliğe da sahip. Diyet yapanlar için göz ardı edilemeyecek olan enginarın 100 gramı 53 kalori. Tam da mevsimi gelmişken lezzet denemeleri yapmak elinizde. &#8221;Ender Saraç&#8221; okuduğum bir yazısında &#8221;her yıl tam bu zamanlarda 40 gün birer adet enginar yenilmesini ve yapraklarını kaynatarak birer bardak 140 gün içilmesini&#8221; öneriyor. Sinir hastalıkları, romatizma, skorbit hastalıklarında çok iyi sonuçlar alındığı Enginarın afrodizyak özelliği çok eski devirlerden beri biliniyor. Karaciğer ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlıyor. Karaciğerdeki öd üretimini tetikleyerek fazla alkolün işlenmesini kolaylaştırıyor. Dolayısıyla alkolün karaciğere çok fazla zarar vermesinin de önüne geçiyor, antioksidanlar, karaciğer çevresindeki hücrelerin yapranmasını engelleyerek hastalıkları önlüyor. İçeriğindeki luteolin maddesi sayesinde kötü kolesterol LDE&#8217;yi düşürüyor. İyi kolesterol HDL&#8217;yi yükselterek de kalbi koruyor. Karın ve mide ağrılarına iyi geliyor. Yalnızca enginar yemek dahi kan şekerini dengede tutarak sık sık acıkmayı önlüyor ve diyabetle savaşıyor.<br />
Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da emzikli annelerin, böbrek ve mesanesinde iltihap olanların bu bitkiden uzak durmaları gerekiyor.</p>
<p>Ülkemizde enginarın pilavı, etlisi, zeytinyağlısı, içbaklalısı yapılıyor. Fakat başka bir çok pişirme yöntemleri de yaratılabilir. Enginarları ayıkladığını ve limonla ovup limonlu suda bekletmek gerektiğini mutfakta iş yapan kişiler bilirler. Garnitürü için bezelye, havuç ve isteğe bağlı küp şeklinde doğranmış patatese ihtiyaç vardır. Diğer tariflerini sebzelerde bulabilirsiniz bu güzel yiyeceği bahar mevsiminde bol bol yemeniz tavsiyesiyle</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anneminmutfagi.biz/enginar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şifalı bitkiler</title>
		<link>http://www.anneminmutfagi.biz/sifali-bitkiler/</link>
		<comments>http://www.anneminmutfagi.biz/sifali-bitkiler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2007 12:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Reçeteler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukhoca.com/annem/?p=5023</guid>
		<description><![CDATA[AĞIZ YARALARINA
* Sirke ve susam yağı karışımı ile gargara yapılabilir.
* 1&#8242;er çorba kaşığı böğürtlen yaprağı, hünnap, mercimek ve sinirli yapraktan oluşan karışımı kaynatıp, ılıkken gargara yapabilirsiniz.
* Kuru üzüm, anason ve balı aynı ölçüde karıştırıp, yaraların üzerine sürebilirsiniz.
* Bol kekik çiğnemek de oldukça faydalıdır.
AKCİĞER RAHATSIZLIĞINA
* Isırgan tohumu, karabiber, mürsafi, bal ve hardal eşit miktarda karıştırılır ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AĞIZ YARALARINA<br />
* Sirke ve susam yağı karışımı ile gargara yapılabilir.<br />
* 1&#8242;er çorba kaşığı böğürtlen yaprağı, hünnap, mercimek ve sinirli yapraktan oluşan karışımı kaynatıp, ılıkken gargara yapabilirsiniz.<br />
* Kuru üzüm, anason ve balı aynı ölçüde karıştırıp, yaraların üzerine sürebilirsiniz.<br />
* Bol kekik çiğnemek de oldukça faydalıdır.</p>
<p>AKCİĞER RAHATSIZLIĞINA<br />
* Isırgan tohumu, karabiber, mürsafi, bal ve hardal eşit miktarda karıştırılır ve sabah akşam 1&#8242;er çorba kaşığı yenilebilir.</p>
<p>APANDİSİTE<br />
* Böğürtlen çayı, rahatlatıcı bir etki yaratabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anneminmutfagi.biz/sifali-bitkiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ihlamur maskesi kırışıklıkları önlüyor</title>
		<link>http://www.anneminmutfagi.biz/ihlamur-maskesi-kirisikliklari-onluyor/</link>
		<comments>http://www.anneminmutfagi.biz/ihlamur-maskesi-kirisikliklari-onluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Jan 2007 12:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Reçeteler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukhoca.com/annem/?p=5022</guid>
		<description><![CDATA[SOĞUK kış günlerinin vazgeçilmez içeceği ıhlamur, kadınlar için de mucizeler yaratıyor. Ihlamurdan yapacağınız maskeyle siz de sağlıklı bir cilde kavuşabilirsiniz. Büyükçe bir tutam ıhlamuru bir cezvede demleyip soğumaya bırakın. Sonra 1 çorba kaşığı demlenmiş ıhlamuru 2 kahve kaşığı nemlendirici kremle karıştırın. Bu karışımı yüzünüze sürüp 10 dakika bekletin. Haftada iki kez uygulayın. Bu maske yüzü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SOĞUK kış günlerinin vazgeçilmez içeceği ıhlamur, kadınlar için de mucizeler yaratıyor. Ihlamurdan yapacağınız maskeyle siz de sağlıklı bir cilde kavuşabilirsiniz. Büyükçe bir tutam ıhlamuru bir cezvede demleyip soğumaya bırakın. Sonra 1 çorba kaşığı demlenmiş ıhlamuru 2 kahve kaşığı nemlendirici kremle karıştırın. Bu karışımı yüzünüze sürüp 10 dakika bekletin. Haftada iki kez uygulayın. Bu maske yüzü nemlendirerek kırışıklıkları önler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.anneminmutfagi.biz/ihlamur-maskesi-kirisikliklari-onluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
