BAZI kadınların bacaklarındaki tüyler tam olarak çıkmaz. Bunlar sivilce şeklinde kıl dönmesine bile yol açabilir. Bu yüzden bacaklarda kötü bir görüntü ortaya çıkar. Ancak bu sorunu çok kolay bir yöntemle ortadan kaldırabilirsiniz. Öncelikle hamama gidin ve iyice kese olun. Kese olduktan sonra bacaklarınıza limon suyu ile susam yağından hazırladığınız karışımı sürün. Bu uygulamayı, hafta 1 kez mutlaka yapın. Göreceksiniz, sorun kısa sürede son bulacak.
Bol miktarda A, B ve C vitaminleri içeren kayısı, dünyanın en doğal sakinleştiricisi. Sinirleri gevşetip, rahatlatıyor.
Kayısı sinirleri güçlendiriyor
KAYISI; A, B, C vitaminleri, protein, bol miktarda şeker ve madensel tuzlar içeren bir meyve. İştah açıyor, kan yapıyor, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alıyor. Ayrıca sinirleri güçlendirici, uyku verici özellikleri bulunuyor. Kabızlığa iyi gelen kayısı (aç karnına kuru, taze ya da kompostosu, reçeli, hoşafı), cilt güzelliği için de birebir. 5-6 kayısının çekirdeği dövülüp suyu içilirse, bağırsak kurtlarını öldürüyor.
Ancak, karaciğer rahatsızlığı olanların kayısıyı çok fazla yememeleri gerekiyor. Ayrıca mide rahatsızlığı olanların ve fazla mide asidi salgılayanların ham kayısı yememesi ve olgun kayısıları tercih etmelerinde fayda var. Ani kan şekeri düşüşlerinde de büyük fayda sağlıyor.
ERKEKLERE, mutlu bir cinsel yaşam için bol bol fındık yemeleri önerilir. Peki kadınların cinsel hayatı nasıl hareketlendirilir. İşte bu sorunun yanıtı İngiltere’den geldi. İngiltere’de yapılan araştırmalar sonrasında kadının afrodizyağının çilek ve ahududu olduğu ortaya çıktı. Araştırmayı yapan beslenme uzmanı Partick Holford’a göre, hem çilek hem de ahududunun çekirdekleri, yüksek oranda çinko içeriyor. Çoğu meyvenin aksine çilek ve ahududu, çekirdekleriyle birlikte yenildiği için vücutta çinko oranı atıyor. Doğal afrodizyak olarak bilinen çinko, kadınların cinsellik hayatına renk katıyor.
Bu besinler kanserden egzemaya kadar bir çok hastalığı önlüyor, hastalığın riskini azaltıyor
İngiltere’nin ünlü gazetelerinden Daily Mail’de çıkan bir haberde birçok hastalığı önleyen besinlerin bir listesi açıklandı. Uzmanlar, 50 yaş üzerindeki herkesin özellikle kalp krizi ve kalp hastalıklarına karşı günde bir tane aspirin alması gerektiğine dikkat çekiyor. Fakat aspirini bir yana bırakacak olursak, sağlığımıza faydalı gelen birçok doğal besin bulunuyor. İşte günde sadece bir kez tükettiğimizde dahi, ölümcül hastalıklara yakalanma riskini büyük ölçüde azaltan besinler…
Havuç
Günde bir tane havuçyediğiniz takdirde havucuniçindeki bileşenler sayesindekansere karşı savunmanız ar-tıyor. Newcastle Üniversitesive Danimarkalı bilim adam-larının tavşanlar üzerindeyaptığı bir araştırmada, 18hafta boyunca her gün dü-zenli olarak havuçla besle-nen tavşanlarda, kanser ön-cesi tümörlerin görülme ora-nı üç kat azaldığı gözlendi.
Aspirin
Cardiff’s Tıp Kolejiuzmanlarına göre, 50′liyaşlardan sonra her günbir aspirin almak kalp krizlerinin dörtte birini önlü-yor. Doktorlar, gelecek beşyıl içinde kalp krizi geçir-me riski yüzde üç ya da daha fazla olan hastalara düzenli olarak günde bir aspirin içmelerini öneriyor-lar. 25 yılı aşkın süredir devam eden araştırmalar, 50yaşından sonra düzenli as-pirin içen erkeklerin yüzdesekseninin kalp krizindenkurtulduğunu ortaya koyuyor. Düzenli aspirin kulla-nımı erkeklerde de, kadınlarda da faydalı.
Salata
İsveçli uzmanların yaptığı biraraştırmaya göre her gün yeşil salata ye-mek, böbrek kanseri riskini azaltıyor. Yaş-ları 40-75 arasında değişen 60 bin kadınlayapılan ve 13 yıl sü-ren araştırmalarda,her gün marul vesalatalık yiyenkişilerde kanserriskinin yüzde 40azaldığı saptandı.
Yulaf
Her gün yulaf yendiğinde kolesterol düşüyor ve kalp hastalıklarına yakalanma riskinde ciddi düşüşler gözleniyor. Çünkü yulafta çözülebilir lif bulunuyor. Her gün düzenli olarak yenilen yulaftaki 3 gram çözülebilir lif, kandaki kolesterol miktarını düşürüyor.
Yaban Mersini Suyu
Yapılan araştırmalar, her gün düzenli olarak bir bardak yaban mersini suyu içmenin kalp hastalıklarını önlediğini gösteriyor. Kanadalı bilim adamları ise, yaptıkları araştırmada her gün yaban mersini suyu içildiği takdirde, kandaki iyi kolesterol miktarının arttığını saptadı. İyi kolesterol kandaki kötü kolesterolu azaltıyor ve damarlardaki tıkanıklıkları açıyor. Yaban mersini, içerdiği antioksidanlar dikkate alındığında da, sağlığımız açısından çok önemli bir yere sahip. Londra’da bulunan St.Bartholomew’s Hastanesi’nde yapılan araştırmada, yaban mersini suyunun hücre duvarlarına yapışan bakterilerin önüne geçtiği görüldü. Yaban mersini ayrıca kalp krizi riskini de azaltıyor.
Domates Suyu
Günde bir bardak domates suyu içmek, özellikle ikitip şeker hastalığından rahatsız olanlarda kalp hastalıklarıriskini azaltıyor. Bu hastalar yaşlandıkça vücutları yeterliinsülin üretmiyor. Avustralya’da bulunan NewcastleÜniversitesi’nde yürütülen bir araştırmada, üç haftaboyunca her gün düzenli olarak bir bardak domates suyuiçenlerde, kanın pıhtılaşma oranının önemli ölçüdeazaldığı ortaya çıktı. Tüm bu faydaları bir yana, domatessuyu ayrıca birçok kanser türüne ve yaşlanmaya karşı dakoruma sağlıyor.
Sabah
Bitkisel özlerin kullanımının binlerce yıllık bir geçmişi var. Çağlar boyunca insanlık bitkisel yağlardan çok çeşitli yollardan ve çeşitli amaçlarla yararlandı; bu yağlar ilkel topluluklarda çoğu dinsel törenlere mistik bir hava kattı, bazen de büyücülerin gücünü vurguladı. Zamanla yağların kullanım alanları genişledi, Doğu ülkelerinde sadece sağlık
için değil, ortamı güzelleştirmek ve güzelleşmek, hayata keyif katmak için de kullanıldı. Günümüzde bitkisel yağları parfüm olarak, masajlarda kullanarak, hastalıkları tedavi amacıyla ilaç olarak, buharını çekip solunum yoluyla alarak, banyomuza damlatarak, vücudu ovarak rahatlamak, gevşemek için, cilt bakımı yapmak, saçları beslemek için, ya da sadece gençlik ve güzelliğimizi korumak amacıyla çeşitli yollardan kullanıyoruz.
Etkisi hızlı ve çok yönlü…
ú Yoğun: Bitkisel yağ çok yoğun bir konsantre. Olduğu gibi süremezsiniz, değdiği yerde cildinizi yakar, alerji yapar. Bu nedenle bitkisel yağlar bize inceltilip sulandırılmış halleriyle sunuluyor. Tedavi amaçlı kullanımlarda ise, yani Aromaterapi de uzman tarafından uygulanmalıdır…
ú Çok zengin aktif maddeler içeren bu yağların bitkilerden elde edilmeleri çok zor. Bazen birkaç damla yağ çıkarmak için bitkinin yaşamında belli bir dönemi beklemek ve yağı çok yavaş çekmek gerekir. Bir damla yağı bir yılda veren bitkiler var.. Bir minik şişe gül yağı ise, 5-6 ton gülden elde ediliyor.
ú Etkisi hızlı: Bitkisel yağların molekülleri o kadar minik ki, tene değdiği yerden hemen nüfuz edip kılcal damarlara kadar hızla girerek vücudun her tarafına ulaşabiliyorlar. Örneğin: Tabanınıza kestiğiniz bir parçacık sarımsağın yağını sürün, birkaç dakika sonra nefesinizde sarımsak kokusunu hissedebilirsiniz.
ú Çok yönlü yarar: Aromaterapi, bitkisel yağlardan çok yönlü yarar sağlıyor: Yağın kokusu, tene dokunuşu ve organizmaya hızlı katılımı tedaviyi etkili kılıyor.
Masaj sırasında hissettikleriniz…
Yüzükoyun uzandığınızı düşünün. Günlük sorunlar hala kafanızda, vücudunuz gergin. Uzman masajda kullanmak üzere seçtiği bitkisel yağı çıkardığında, o an havada yağın büyülü kokusunu hissedeceksiniz. O an beyniniz anılar dosyasını açacak ve oradan çocukluğunuzun mutlu günlerine döneceksiniz. Bu bile sizi sorunlarınızdan koparmaya ve gevşetmeye yeter! Uzmanın parmaklarıyla sırtınıza uyguladığı masaj kaslarınızı gevşetirken bitkisel yağlar da teninize değecek. Böylece yağın en önemli özelliği olan minicik molekülleri derinin alt katmanlarına inecek, omuriliğe geçerek beyin merkezini uyaracak, damar çeperlerinden içeri süzülerek kılcal damarlar içindeki yolculukluklarıyla vücudumuzun her yerine ulaşacak, nerede sorun varsa onu düzeltecek. Ve bu yolculukları uzun süre devam edecek. Öyle ki; masajdan dört saat sonra test yapılsa, kanınızda bitkisel yağ damlalarının izine rastlanacak…
Her derde deva…
Bitkisel yağlar kullanım amacına göre seçildiklerinde sakinletirici, uyarıcı, afrodizyak, antiseptik, ağrı kesici veya gençleştirici etki yapar. Bitkiler birçok hastalıkta etkili oluyor: uykusuzluğu tedavi ediyor, sinir sistemini dengeleyerek depresyon, bunalım ve aşırı hırçınlığı ortadan kaldırıyor, adet düzensizliklerini dengeliyor, cinsel soğukluğu tedavi ediyor, migren ağrıarını hafifletiyor…
Aromaterapide tedavi amacıyla seçilen bitkilerden birkaç örnek :
ú Strese gidermek ve sinir sistemini düzenmek için Ylang Ylang, Sandal ağacı, yaban gülü;
ú alerji tedavisi için: papatya, melissa;
ú saç dökülmesine karşı: lavanta, biberiye;
ú bronşit tedavisinde: bergamot, lavanta, okaliptüs;
ú soğuk algınlıklarında: kafuru, biberiye, okaliptüs, nane, melissa…
Kozmetikte bitkisel yağlar…
Fransa da 1950 lerin başlarından itibaren Clarins ve Yves Rocher gibi bazı markalarla bitkisel yağlar inceltlip sulandırılarak kozmetik sektöründe kadınların kullanımına sunuldu. Bu yağlar cildi sıkıştırıcı, canlandırıcı, sakinleştirici, yumuşatıcı ve toksin sürücü olarak formüle ediliyordu. Aktifler yönünden çok zengin olan bitkisel yağlar, kullandığınız diğer ürünlerin de yararını güçlendiriyor. Bu yüzden yüzünüze sürdüğünüz yağın üzerine bakım ürününüzü de rahatlıkla kullanıyorsunuz. Ayrıca bu yağlar cildin doğal koruyucu tabakasını da güçlendirerek kurumasını önlüyor.
Bugün kozmetik firmalarının sunduğu yağların yapıları daha da inceldi, cilde sürülmeleri daha kolaylaştı. Artık yüzde olduğu gibi vücutta da pırıl pırıl kalmıyor, arkalarında saten gibi yumuşacık ve rahatlamış bir cilt bırakarak güzel bir anı gibi kısa sürede geçip gidiyorlar.
Alüminyum Kapların Tehlikesi
Uzmanlar, alüminyum kaplarda ve alüminyum folyo kullanılarak pişirilen yiyeceklere yüksek miktarda alüminyum geçtiğini saptadı.
09 Haziran 2005 23:32
Alüminyum tehlikesi
Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadettin Turhan, yürüttüğü bir çalışma sonucunda alüminyum
kaplarda pişirilen yemeklerin sağlık yönünden sakıncalı olduğunun anlaşıldığını iddia etti.
Turhan, Türkiye’de özellikle kırsal kesimlerde alüminyum kapların hala yaygın olarak kullanıldığını, alüminyum folyonun da özellikle fırında yemek pişirilirken vazgeçilmez pişirme materyallerinden biri olduğuna dikkati çekti. Alüminyumun doğada en çok rastlanılan elementlerden biri olduğunu belirten Turhan, alüminyumun zararlı etkileri üzerine yapılan araştırmaların, fazla miktarda alınan alüminyumun başta çeşitli kemik hastalıkları olmak üzere, alzheimer gibi nörolojik hastalıklara yol açtığının, diyaliz hastaları için ise son derece sakıncalı olduğunun tespit edildiğini anımsattı.
Özellikle kırmızı ve beyaz etlerin alüminyum kaplarda ve alüminyum folyoyla pişirilmesi durumunda yiyeceklere ne kadar alüminyum geçtiğini tespit etmek için çalışma yürüttüğünü kaydeden Turhan, araştırma sonucunda yüksek ısı ve bekleme süresine bağlı olarak yiyeceklere alüminyum geçtiğini tespit ettiğini söyledi.
Turhan, yaptığı araştırmaya göre, sığır, koyun ve manda gibi kırmızı etlerin alüminyum folyoya sarılarak fırında pişirilmesi durumunda pişirme, sıcaklık ve süreye bağlı olarak etlerin pişirilmeden önceki alüminyum içeriklerinin yüzde 90 ile 400 oranında arttığını, beyaz etlerde ise bu artışın yüzde 80 ile 250 arasında olduğunu belirtti.
Etlerin içerdiği yağ miktarının da alüminyum artışını etkilediğini belirten Turhan, yağlı etlerde geçişin daha fazla olduğunu kaydetti.
Yrd. Doç. Dr. Turhan, alüminyumun bilenen zararlarını yeniden anımsatarak, �Alüminyumun toksit etkisinin zararlı olduğu yıllardan beri bilinmektedir, bu nedenle yiyeceklerin alüminyum kaplarda ve alüminyum folyo kullanılarak pişirilmesini tavsiye etmiyoruz� dedi.
Turhan, özellikle fırın yemeklerinde kullanılan alüminyum folyonun yerine yağlı kağıdın kullanılabileceğini de belirtti.
Su diyeti, 5 günde 3 kilo zayıflatıyor
Diyetisyen Ayşegül Bahar’ın hazırladığı diyet, aslında meyve, sebze ve su ağırlıklı bir detoks programı. Bu yüzden hızlı kilo verdiren diğer şok diyetler gibi sağlığa zararlı değil
Detoks programı
BİRKAÇ gün sonra tatile çıkıyorsunuz, oysa hâlâ 2-3 kilo fazlanız var. Hiç paniğe kapılmayın, su diyetiyle 5 günde forma girebilirsiniz. Diyetisyen Ayşegül Bahar’ın hazırladığı su diyeti, aslında bir detoks programı. Bu yüzden yalnız düğün, parti, tatil gibi durumlarda değil, vücudunuz detoksa ihtiyaç duyduğunda da kullanılabiliyor.
Limonlu su için
ÇORBA ve meyve sularının ağırlıklı olduğu programda, ananas, çilek gibi bağırsakları çalıştıran ve ödem attıran meyveler de var. Sabah ve akşam içilen limonlu sular ise insülin salınımını azaltıp açlık hissini geciktiriyor. Ancak, Elele dergisinin temmuz sayısında yer verdiği bu diyet, kalp ve şeker hastalarına, hamile kadınlara ve emziren annelere yasak.
İşte mucize diyetin detayları
Sabah: 1 bardak ılık limonlu su, 1 bardak portakal ve greyfurt suyu karışımı, 2 dilim taze ananas, 6 tane çilek ve 2 kaşık yulaf ezmesi.
Ara: 1 bardak ıhlamur, papatya ve melisa yaprağı çayı, 1 bardak ılık su ve 1 çay kaşığı zencefil tozu ile hazırlanmış çay.
Öğle: 2 bardak su, 2 kâse sebze çorbası, bol yeşil salata (avokado, turp, taze soğan, tere, roka, maydanoz, domates, yağ ve limon).
Ara 1: 3 tam ceviz (Aralar birer saat ara ile tüketilecektir).
Ara 2: 2 dilim ananas, 1 elma, 1 bardak zencefil tozu çayı.
Ara 3: 1 dilim tam buğday ekmeği, 1 dilim peynir, domates, salatalık ve maydanoz, 1 bardak papatya çayı.
Akşam: 2 bardak su, 2 kâse sebze çorbası, 1 porsiyon sebze haşlama (tercihe göre üzerine az zeytinyağı, bol limon ile ketentohumu eklenebilir), 1 kutu probiyotik yoğurt.
Ara: 2 dilim ananas, 15-20 adet siyah çekirdekli üzüm, 4 taze kayısı, 2 bardak ılık limonlu su.
Yemeklere baharat olarak katılan ya da balla karıştırılıp yenilen zencefil afrodizyak etkisi yapıyor. Cinsel soğukluğu giderip vücudu canlandırıyor
Trafik, iş stresi, ekonomik sorunlar cinsel yaşamı kabusa dönüştürüyor. Uzmanlar, cinsel sorunların ortaya çıkmasında psikolojik faktörlerin önemli ölçüde rol oynadığına dikkat çekiyor. Şifalı bitkiler, stres nedeniyle cinsel isteksizlik yaşayanların imdadına yetişiyor. Sağlıklı bir cinsellik için karanfil, tarçın, ısırgan otu, fesleğen gibi bitkilerden karışımlar yapılıyor.
Şifalı bitkilerin cinsel yaşam üzerindeki etkilerine dair birçok efsane de var. Bir efsaneye göre, Yunan Aşk Tanrıçası Afrodit, birlikte olduğu erkeklere , onların cinsel gücünü artırıcı bitkisel içecekler hazırlıyor. Bu nedenle uyarıcı etkisi olan karışımlara ‘afrodizyak’ adı veriliyor.
Erkeklere ısırgan otu
Doğal Tıp Derneği Başkanı Ayurveda Uzmanı Dr. Ender Saraç, bu aşk iksirlerini günümüzde de hazırlamanın mümkün olduğuna dikkat çekerek ‘Salatalık, kuşkonmaz, soğan, domates, karpuz, hindistancevizinin afrodizyak etkisi gösterdiği biliniyor’ dedi.
Dr. Ender Saraç, kadınlara ve erkeklere özel hazırlanan afrodizyaklar hakkında bilgi verdi:
Erkekler için;
Ginseng: Yorgunluğun atılmasını, cinsel organın kanlanmasını ve erkeğin zindelik kazanmasını sağlıyor. Jel, kapsül, tablet veya tamamen doğal formunda kullanılıyor. 1-2 haftalık kürler şeklinde uygulanıyor.
Zencefil: Cinsel soğukluğu giderici, vücudu ısıtıcı, canlandırıcı. Yemeklere baharat olarak katılabilir. Balla karıştırılıp yenebilir. Kullanım süresi bir hafta-10 gün.
Isırgan otu: Toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. Karışımlarda, salata veya çay olarak tüketilebilir. Kullanım süresi serbest.
Çakşır kökü: İstek artırıcı. Genellikle suyu içiliyor. Birkaç hafta tüketiliyor.
Kadınlara tarçın
Kadınlar için;
Karanfil: Cinsel bölgede enerjiyi dengeliyor. Toksin atılmasına yardımcı oluyor. Taneyle tüketiliyor. Uzun süre kullanılabilir.
Kişniş: Cinsel bölgede enerjiyi dengeliyor. Baharat olarak tatlılara ve yiyeceklere katılabiliyor.
Tarçın: Cinsel bölgede enerjiyi dengeliyor. Kabuk ve toz olarak tüketilebilir.
Fesleğen: Canlandırıcı etkisi var. Baharat olarak kullanılıyor.
Susamyağı: Masajla dolaşımı canlandırır. Bazı noktalarda cinsel uyarıcı etkisi yapıyor. Ilındırılmış yağ olarak kullanılıyor.
Egzersiz yapın
Sağlıklı bir cinsel yaşam için şifalı bitkilerin yanı sıra egzersizin de önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Ender Saraç, ‘Hafif ve fazla yorucu olmayan bir egzersiz programı yürütmek gerekiyor. Ağır egzersizlerle yağ dokusu hızlı bir şekilde azalıyor. Bu da cinsel performansın düşmesine neden olabiliyor. Yoga, meditas-yon gibi gevşeme tekniklerinden yararlanılabilir’ diye konuştu.
İşte, erkeklere özel formül
1 kg. iyi kalitede bal içine 250 gr. toz zencefil,100 gr. toz zerdeçal, 50-60 gr. kabukları ayıklanmış ve dövülmüş kakule,
1-2 gr. hakiki safran, 50-60 gr. dövülmüş kişniş, 1-2 tatlı kaşığı arısütü, 2 tatlı kaşığı polen ,100 gr. kabuksuz, dövülmüş antep fıstığı ve 100 gr. çamfıstığı katın. Tümünü tatlı kaşığıyla karıştırın. Işık görmeyecek biçimde serin ve loş bir ortamda saklayabilirsiniz. Günde 2 kez (Sabah ve akşam) bir çorba kaşığı kadar yenebilir.
Fındık mucizesi
Dr. Ender Saraç, afrodizyaklar kadar vitaminlerin de cinsel sağlık üzerinde etkili olduğunu belirterek nasıl etki gösterdiğini anlattı: ‘Erkeklerde öncelikle E vitaminin canlandırıcı etkisini açıklamak gerekiyor. Hap olarak alınabileceği gibi antepfıstığı, badem, ceviz ve fındık E vitamini yönünden zengindir. Özellikle fındık, E vitamininin yanı sıra bazı değerli minarelleri içeren ve en önemlisi doymamış yağ asitlerine sahip bir besin. B vitaminleri de vücudun yorgunluğunu atarak bedenin canlı ve zinde kalmasını sağlıyor.’
Menopoza karşı bitkilerle savaş
Kadınlar, menopozda sıcak basmasından uyku bozukluğuna kadar birçok sorunla karşılaşıyor. ‘Kadın kimliğimi kaybediyorum’ endişesi ise bu dönemde kadınların psikolojik sorun yaşamasını tetikliyor.
Dr. Ender Saraç, şifalı bitkilerin menopozda yaşanan sorunlara karşı önemli bir silah olduğunu belirterek menopozda doğal tedavinin yerini şöyle anlattı: ‘Doğal tedavilere yönelip ilaçları reddetmek ne kadar yanlışsa kimyasal ilaçları kullanıp doğal yöntemleri reddetmek o kadar yanlış. Bu iki görüşü de tıbbi yobazlık olarak görüyorum. Sadece hap ve ilaç vermekle kesinlikle yüzde 100 şifa elde edilmez, aynı zamanda diyet, beslenme, egzersiz, yoga, meditasyon ve yardımcı maddelerin alımı çok önemli.’
Meme kanserine soya
‘Menopozu doğal şekilde atlatmak mükün mü?’ sorusunu ise Saraç şöyle yanıtladı:
‘Östrojen açığı, doğal ve bitkisel prepatlarla kapatılabilir. Östrojen hormonu içeren bazı bitkiler ve gıdalar var. Örneğin, soyadan elde edilen doğal östrojen normal östrojene göre yan etkileri yüzlerce misli daha düşük. Kanser riski yok denebilecek kadar az. Soyayla beslenen toplumlarda meme kanserine pek rastlanmıyor. Soyanın yanı sıra doğal östrojen içeren bitkisel preparatlar, bitkisel çaylar ve otlar tüketmek yararlı olabiliyor. Bunların yanında kalsiyum, magnezyum, çinko ve boron alınması gerekiyor.’ Hormon ilacı kullanmak zorunda olanların bu ilaçları, bitkisel tedavi edicilerin yanında daha düşük dozda alabileceklerini belirten Saraç, hormon tedavisine gerek duyulan durumları şöyle sıraladı: ‘İleri derecede kemik erimesi riski, dayanılmayacak derecede şikayetler var ise ailede meme kanseri riski , kanda pıhtılaşma, inme, kalp hastalığı gibi riskler yoksa kişi kendini gerçekten iyi hissetmiyorsa bu kişiye kimyasal hormonlar verilebilir.’
Östrojen depoları
Adaçayı: Doğal östrojenler içeriyor. Ateş basması, gece terlemeleri gibi menopoz şikayetlerinde etkili.
Soya fasulyesi: Soyadan elde edilen ve doğal östrojen olan isoflavonlar, menopoz şikayetlerini hafifletiyor.
Civan perçemi: Doğal östrojen kaynağı olan bitki menopoz şikayetlerinin giderilmesinde çok yararlı.
Anason: İçinde belli oranda doğal östrojenler ve buna benzer maddeler var. Menopoz sıkıntılarının yanı sıra uyku bozuklukları, gaz kolit, hazımsızlık şikayetlerine iyi geliyor.
Maydanoz: Doğal östrojenler içeren maydanoz menopoz şikayetlerini gidermek için etkili.
Kızıldereli otu: Kızıldereli kadınlar belli bir yaşa geldikten sonra birtakım rahatsızlıklarını gidermek için bu bitkiyi kullanıyorlardı. Bu bitki Türkiye’de de bulunuyor.
Evening Primerose Oil (Çuha çiçeği yağı): Kızılderililer’den kalma bir bitki. Özellikle gece yatarken kullanılıyor. Bitkinin içinde östrojen yok. Ancak ateş basmaları, gece terlemeleri gibi şikayetlerin dışında egzamalara, kolesterole, kaşıntılara, adet sancılarına karşı etkili.
TABİAT ananın sunduğu birbirinden özel tatlara sahip meyveler, Dr. Nicholas Perricone’nun mucizevi formülünde de çok önemli bir yere sahip… Taze ve dondurulmuş yiyeceklerin tercih edilmesini, konservelerden ve kurutulmuş meyvelerden kaçınılmasını öneren Dr. Nicholas Perricone, kırışık önleyici yiyeceklerin, kiraz, vişne, greyfurt, armut, erik, şeftali ve portakal olduğunu belirtiyor. Bu meyvelerin içerdiği besinler dolayısıyla “hızlandırılmış yaşlanma moduna giren vücudu” uyandırdığını belirten Dr. Perricone, “Özellikle sabah ve akşam bu meyveler sıklıkla tüketilmeli” diye konuşuyor.
Kiraz: B1, B2, A, C vitaminleri ve malik asit
Hindistan cevizi: A, C vitaminleri
Kestane: A, B, C vitaminleri
Lahana: A, B1, B2, B6, C, E, K, P vitaminleri
Bakla: A, B1, B2, C, E, K vitaminleri
İncir: A, B vitaminleri
Çilek: A, B1, B2 C vitaminleri
Mısır: A, B1, B2, E, K vitaminleri
Ağaç çileği: A, B, vitaminleri
Limon: B1, C, P vitaminleri
Mandalina: A, B, C vitaminleri
Kayısı: C vitamini
Ananas: A, B1, B2, C vitaminleri
Badem: B1, B2 vitaminleri
Elma: A, B1, B2, C vitaminleri
Nar: B1, C vitaminleri
Kavun: A, B1, B2, C vitaminleri
Şeftali: A vitamini
Arpa: B vitamini
Patates: A, B1, C vitaminleri
Domates: A, B1, B2, C vitaminleri
Maydanoz: A, C, K vitaminleri
Erik: A, B1, B2, C vitaminleri
Frenküzümü: C vitamini ve malik asit
Kereviz: A, B1, B2, C, K vitaminleri
Ispanak: B1, B2, C, P, K vitaminleri
Üzüm: A, C vitaminleri
Enginar: C vitamini
Su teresi: A, C, D vitaminleri
Havuç: B, C, D, E vitaminleri
Semizotu: C vitamini
Roka: C vitamini
Ginseng kökü: D grubu vitaminleri, ve A, E vitaminleri
Ayva: C vitamini
Mercimek: Tüm B vitaminleri
Ayı üzümü: A, C vitaminleri
Avakado: A, D, e vitaminleri
Pazı: A, C vitaminleri
Biber: C (çok miktarda), B, B2, E vitaminleri
Muz: A, B1, B2 C vitaminleri
Stres, vitaminlere ve minerallere olan ihtiyacı arttırır. B vitamini grubu yiyeceklerden bolca tüketin. Ette, balıkta, kepek çavdar ürünlerinde ve koyu yeşil sebzelerde bulunur. Haftada en az 2 kez balık tüketilmelidir.
Çikolatayı seyrek, meyveyi sık yiyin. Arada bir az miktarlarda çikolata yenmesi stresi azaltır ama fazla yendiğinde kan şekeri önce artar, sonra hemen düşer. Sonuçta yorgunluk ve tatlılara karşı istek ortaya çıkar. Buna karşılık meyve veya kepek, çavdar ürünleri organizma tarafından daha yavaş enerjiye dönüştürülür, kan şekerinin dengesi bozulmaz.
Kahveyi ve kolayı azaltın. Sabahları bir iki fincan kahve uyku sersemliğinizi gidermede yardımcı olur. Fazlası ise kalp çarpıntısına, huzursuzluğa, geç saatlerde de uykusuzluğa, korku ve endişeye neden olur. Kolalı içeceklerde bol miktarda kafein içerir. Alkol ise ertesi sabah unutkanlığa neden olur.
Madonna, yüzünü çilek ve süt ile koruyor… Victoria Beckham ise deniz yosunundan vazgeçmiyor.
Biri müzik tarihinin gelmiş geçmiş en büyük sesi Madonna, diğeri de ünlü futbolcu David Beckham’ın kendisi kadar medyatik güzel eşi Victoria… İşte dünyaca ünlü bu iki ismin güzellik sırları… 31 yaşındaki 3 çocuk annesi Victoria Beckham, vücuduna adeta tapıyor. Bu nedenle kendisine özel bakım uyguluyor. Ancak bu bakım sandığınız gibi pahalı değil. Victoria Beckham, kesinlikle kırmızı et yemiyor. Balık ve buharda pişmiş sebze yemeye yönelik bir beslenme alışkanlığı edinen Victoria Beckham, bunun yanısıra bol bol spor yapıyor.
BALLI MASKE SÜRÜYOR
Victoria’nın güzel cildinin sırrı ise bal ve yoğurt. Bir yemek kaşığı yoğurt ve bir yemek kaşığı bal ile bir karışım hazırlayan Victoria, bu maskeyi sabahları yüzüne sürüyor. Ünlü güzelin diğer bir sırrı ise yosun. Victoria, yüzü için ise deniz yosunları esanslı krem kullanıyor.
Her gün E vitamini alıyor ve yarım saat yürüyor
Bu kadının 46 yaşında olduğuna kim inanır! Hala genç kız gibi görünen Madonna, formunu doğal ürünlerle beslenmesine borçlu. Aynı zamanda yoga yapan seksi yıldız, mutlaka her gün E vitamini alıyor ve bu vitamini içeren yiyecekleri tüketmeye özen gösteriyor. Ünlü şarkıcı ayrıca her sabah cildine, süt ve çilek ile hazırladığı maskeyi sürüyor. Bu arada Madonna formda kalmak için de hergün mutlaka yarım saat yürüyüş yapıyor.